Ana Sayfa / Magazin Haberleri / Aynı Evin İçinde Birbirimize Şiirler Yazıyoruz..

Aynı Evin İçinde Birbirimize Şiirler Yazıyoruz..

Kenan Doğulu, aşkı en güzel anlatan sanatçılardan… Yıllardır şarkılarında hem aşkın en heyecan verici hallerini hem ayrılığın yakıcı hüznünü konu ediyor. “Aşka hizmet etmek üzerime vazifeymiş gibi geliyor” diyen Doğulu’nun kalbinde hepimizin yakından tanıdığı bir isim var; Beren Saat. Doğulu ve Saat, Türkiye’nin rüya çiftlerinden… Evliliklerini gözlerden uzakta yaşamayı tercih eden ikilinin ilişkileri her zaman merak konusu. Kenan Doğulu’yla 14 Şubat Sevgililer Günü’nde Zorlu PSM’de vereceği ‘Aşk’a Şarkılar’ konserinden önce bir araya geldik, aşka ve evliliğe bakışını, Beren Saat’le yaşadığı aşk hikâyesini, müziği ve Türkiye’yi konuştuk.

‘Aşk Oyunu’, ‘Aşk ile Yap’, ‘Ex Aşkım’, ‘Aşk Tanrısı’, ‘Aşk Kokusu’, ‘Aşkım Aşkım’ gibi onlarca aşk şarkısı yazdınız… Aşktan çok mu çektiniz?

– Tam tersi, hep aşktan beslendim. Aşk için şarkı yazmaktan bütün hücrelerimle keyif alıyorum. Aşka hizmet etmek üzerime vazifeymiş gibi geliyor. Aşkla yatıp aşkla kalkıyorum ve bundan çok mutluyum.

Sizin ‘aşk’ tanımınız ne?

– Aşk gökyüzünde yürümek gibi… O özgürlük hissi, ayakların yere basmayışı, inanılmaz bir enerji… Aşka; birçok şeyi unutturan, insanı tekrar kendini sevmeye programlayan, çok önemli bir vitamin gözüyle bakıyorum. O ‘göz güldüren haller’ insanın çevresine çok büyük bir pozitif enerji yaymasına sebep oluyor. O yüzden aşk, benim için olmazsa olmaz.

Zaman içinde bu konudaki düşünceleriniz değişti mi? Mesela 20 yaşındayken aşk sizin için ne ifade ediyordu, şimdi ne ifade ediyor?

– 20 yaşında biraz daha heyecan verici bir yan etki gibi görüyordum. Şimdi yemek yemek, su içmek kadar önemli geliyor.

Yıllar içinde insanların aşka bakışı değişti mi?

– Artık her şey çok hızlandı, seçenekler çoğaldı. Romantizmimizi kaybettik. Kablolar hayatımıza girdiği andan itibaren çiçekler azaldı…

Nasıl yani?

– İletişim çağıyla insanların birbirine ulaşması, birlikte hareket edebilmesi kolaylaştı. Eskiden; internet yokken ve sosyal medya kanalları bu kadar gelişmemişken, küçücük bir mahallede, küçücük bir apartmanın sakinleriyken, insanlar biraz daha ‘kapalı kutuydu’. Biraz daha kirletilmemiş duygularla, bozulmamış hissiyatla yaşıyorlardı aşklarını. Şimdi gençler daha fazla göz önünde olmayı tercih ediyor. Gizem azaldı. Sevgilini alıp tatile çıktığında hiç fotoğraf paylaşmamak bugünlerde çoğu insanı tatmin etmiyor.

Ona altı kere evlenme teklif ettim, altı yüzük verdim sahilde, yemekte, konserde, sinemada… Hepsinde ‘Evet’ dedi

Eşinizle yaşadığınız aşkın detaylarını hiç anlatmadınız. En başa dönelim… Nasıl tanıştınız?

– Benim evimdeki bir yılbaşı yemeğinde… Ortak bir dostumuz sayesinde… Planlanmamış bir buluşmaydı.

Daha önceden hayranlık duyduğunuz bir isim miydi?

– Beren’i beğenmemek mümkün değil. Hakkında ne zaman konuşulsa -onu tanısan da tanımasan da insanı heyecanlandıran bir dünya duruşu var. Ama aklımda öyle bir şey yoktu. Tabii tanıdıktan sonra bambaşka…

Ne oldu?

– İki çift laf ettiğin zaman etkisi altında kalmamak mümkün olmuyor.

Neydi sizi ilk çarpan?

– Beren’le tanıştığım an ‘âşıklık sistemim’ tamamen çöktü, hatlarım kilitlendi. Aklım uçtu!

Vay canına… Peki aklınızı uçuran kadına nasıl evlenme teklif ettiniz?

– Altı kere evlenme teklif ettim.

Gerçekten mi?

– Evet. Çeşit çeşit yerlerde; sahilde, yemekte, konserde, sinemada… Altı yüzük verdim.

‘Evet’ cevabını alana kadar mı uğraştınız?

– Yok. Hepsinde “Evet” dedi. Zaten evet diyeceğini bildiğimiz bir aşamasındaydık ilişkinin.

Gece hayatını seven, etrafında sürekli kadınlar olan bir popstar için evlendikten sonra hayat ne derece değişti?

– Bizim ilişkimiz normal ilişkilerden farklı. İkimiz de çok renkli kişilikleriz. Beren zengin bir botanik bahçesi gibi… İçinde çeşit çeşit çiçekler açıyor. Bu yüzden o, her gün tekrar âşık olmanın mümkün olduğu bir kadın. Ben de her gün ona âşık oluyorum.

Öyle güzel anlatıyorsunuz ki… İnsan hâlâ böyle tutkulu aşklar kaldı mı diye düşünüyor…

– Tutku olmadan aşk olmaz. Birbirini oluşturan renklerin ve çiçek bahçesinin güzelliği orada. Hem güvendiğin, hem sevdiğin, hem inandığın, hem eğlendiğin biriyle romantizmi aynı sıcaklıkta tutabilirsin.

KAYBETME KORKUSU AŞKI DAHA GÜZEL BİR HALE GETİRİYOR

Yıllar önce bir röportajınızda evlilikle ilgili; “Mesele şu: Korkuyorum. Çünkü evlilikler hep çatlak ve etrafımdaki herkes boşanma sevdasında” demişsiniz. O korkuyu nasıl üstünüzden atıp nikah masasına oturdunuz?

– O korkuyu hiçbir zaman yenmedim, yenemedim ve yenmekte istemiyorum. Çünkü kaybetme korkusu aşkı daha güzel hale getiriyor.

Evlilikle birlikte yaşam tepetaklak oldu mu?

– Hayır. Biz Beren’le çok iyi anlaşan bir çiftiz. Neredeyse tanıştığımız andan beri hiç ayrılmadık. Zaten evlenmeden önce de bir süre birbirimizi denedik.

Hangi konularda?

– Aynı evde yaşayabiliyor muyuz? Aynı odaya sığabiliyor muyuz? Aynı çevrede olabiliyor muyuz? Birlikteyken dünyayı unutabiliyor muyuz? Olduğumuz halimizden memnun ve mutlu muyuz? Paramız pulumuz olmasa da huzurumuz, neşemiz yerinde olabiliyor mu? Birlikte ağlayabiliyor muyuz? Bunları test ettik, denedik, onayladık. Ondan sonra da evlendik. Bu yüzden hayatımızda çok ciddi değişimler olmadı.

Peki sevdiğiniz kadın yanınızda olunca şarkı sözlerinde aşkı anlatış biçimi değişiyor mu?

– Beren de en az benim kadar romantik ve bir o kadar da iyi bir edebiyatçı. Biz bazen aynı evin içinde, ayrı odalarda birbirimize şiirler yazıyoruz. Yazdığımız karşılıklı yüzlerce şiirimiz var. O benim yazma heyecanımı ve tutkumu takdir ediyor, ben de onun yazım gücüne ve kabiliyetine hayranım. O yüzden şarkılarımda, yakınlıktan kaynaklı bir alışmışlık duygusu doğmadı. Her zaman birbirimize aynı mesafede durarak o dengeyi hep sağladık.

Şu an yaşadığınız aşk, bir renk olsa ne olurdu?

– Bugüne kadar resmedilmemiş, sınırsız bir renk. Bizim aşkımız; hüznü maviyle, ateşi kırmızıyla, mesafeleri sarıyla, saflığı beyazla, güveni lacivertle tanımladığım, bütün bu renklerin karışımı olurdu.

ARTIK DIŞARIYA GÖZÜM KAPALI

Gazeteciler sürekli peşinizde. Evliliği; çıkan haberlerden, dedikodulardan korumanın sırrı ne?

– Artık çıkan haberlere gülüp geçiyoruz. Ben bazen evde ‘Televole’ muhabiri gibi seslendirmeler yapıyorum. Yine de gittiğimiz yerin huzurunu kaçırmamak adına elimizden geldiği kadar izole yaşamaya çalışıyoruz. Gizli yerlerimiz, görüştüğümüz kısıtlı sayıdaki arkadaşlarımızla kendi dünyamızdayız.

Eşinizin rol aldığı işlerde öpüşme sahnelerini kıskandığınız yazıldı, çizildi. İşin aslı ne?

– Öyle bir şey yok. Hiçbir zaman olmadı ve olmaz. Beren’in de benim de mesleğimiz belli. Benim kliplerimde, onun projelerinde elbette partnerlerimiz olacaktır. İkimiz de duyguyla ilgili işler yapıyoruz.

ÇOK SATMAK, İYİ BİR İŞ YAPMAK DEMEK DEĞİL

’Demedi Deme’ albümünden itibaren yavaş yavaş müzik tarzınız değişti. En sonunda da bir caz albümü çıkardınız… Niye?

– Müzikte doğaçlama bana özgürlükle olan ilişkimi hatırlatıyor. Caz doğaçlamalar üzerine kurulu bir tarz olduğu için, her seferinde farklı bir performansın ortaya çıkması onu çok özel kılıyor. ‘İhtimaller’, “Ben caz dinleyicisi değilim” diyenlerin de keyifle dinleyeceği, romantik bir çalışma oldu.

Devir, ‘tıklanmalar’ın devri. Böyle bakıldığında caz ne kadar doğru bir tercih?

– Fedakarlık olmadan ilerleme olamaz. İyi müziğe olan sorumluluk bilincim içimdeki yaratıcı sanatçıyı hep coşkulu tuttu. Dünyanın herhangi bir yerinde bir müzisyen kardeşimden veya bir üstattan gelen olumlu yorum beni mutlu etmeye yetiyor. Saygın müzik eleştirmenlerinin ve iyi müzik dinleyicisinin Yılın Albümü Listeleri benim için çoğu ödülden daha değerli. ‘İhtimaller’ bugüne kadar Türkiye’de yapılmış en iyi albümlerden biri ama henüz insanlar pek duyamadı. Çünkü albüm tam 14 Temmuz’da çıktı ve malum 15 Temmuz kabusu bizim promosyon ve konser planlarımızı durdurmamıza sebep oldu. Turnelerimiz yeni başlıyor.

Müzik dünyasında hâlâ rekabette hissettiğiniz zamanlar oluyor mu, yoksa o hisler geride mi kaldı?

– Öyle hissetmiyorum. Zaten listelerin hiçbirine inanmıyorum. Çünkü özel şirket ya da medya gruplarının kendi sanatçılarını korumak gibi bir içgüdüleri var. Bunu da normal karşılıyorum. Albüm satış listelerinde olmak da bana heyecan vermiyor. Çünkü benim için çok satmak, iyi bir iş yapmak demek değil.

KENAN DOĞULU’DAN İTİRAFLAR

– Gece çalışmayı seviyorum. Uçakta ilham geliyor. En büyük anahtarım; rakı… Bir de artık akıllı telefonlar sayesinde hissettiğimiz duyguyu anında kaydedebilme lüksümüz var. Eskiden öyle değildi. Mesela, altı-yedi bestem önce uçaklar verilen poşetlerin arkasına yazılmıştır.

– 40’lı yaşlardan sonra ‘Acaba artık dünyayı değiştiremeyecek miyim’ diye düşünmeye başladım. Gençken hayaller daha sınırsız oluyor.

– Hayattaki en büyük pişmanlığım -belki saçma ve lüks bir sorun ama- Eurovision’daki şarkı seçimim.

 

Hakkında radyotidj

radyotidj
RADYO Ti 'Önce Müzik' sloganımızla yayın hayatımıza başladık..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir